DEPREMİN ARDINDAN GELEN KEŞİF: GEDİZ'İN ANTİK MİRASI
09 Eylül 2025 21:58

DEPREMİN ARDINDAN GELEN KEŞİF: GEDİZ'İN ANTİK MİRASI

1970 yılında yaşanan büyük Gediz depremi bu bölge için...

TOPRAĞIN ALTINDAN GÜN YÜZÜNE

Aizanoi Antik Kenti’ni gezdikten sonra yönümü Gediz’e çevirdim. 1970 yılında yaşanan büyük Gediz depremi bu bölge için yıkıcı olmuştu ancak bu trajik olayın ardından yapılan enkaz temizleme çalışmaları ve daha sonrasında gerçekleştirilen arkeolojik kazılar sayesinde toprak altına gömülü bir tarih yeniden gün yüzüne çıktı.

ANTİK ÇAĞDA CANLI YAŞAM SÜRÜLMÜŞ

Kazılar sırasında açığa çıkarılan ve MS 5. yüzyılın başlarına tarihlenen sütunlu cadde, bölgenin geç antik çağda da canlı bir yaşam sürdüğünü gösteriyor. Caddenin yapımında kullanılan devşirme malzemeler, aslında bu yapının çok daha eski dönemlere ait unsurları da içinde barındırdığını ortaya koyuyor. En dikkat çekici bulgulardan biri, MS 1. yüzyıla tarihlenen Artemis Tapınağı’na ait mimari parçaların burada kullanılmış olması.

KAİDELERİN İZLERİ GÖRÜLÜYOR

Yaklaşık 450 metre uzunluğunda olduğu tahmin edilen caddenin sütunları da oldukça ilgi çekici. Her biri farklı dönemlerden toplanmış gibi; yekpare ama yivsiz sütunların üzerinde kaliteli işçilikli İon başlıkları yer alıyor. Üç kademeli arşitrav, sarmaşık motifli friz ve kornişlerle tamamlanan üst yapı, dönemin mimari zarafetini yansıtıyor. Her ne kadar restorasyon sırasında sütunlar kaidesiz şekilde stylobat üzerine yerleştirilmiş olsa da, kaidelerin izlerini halen görmek mümkün.

TİCARİ HAYAT ÖN PLANA ÇIKIYOR

Sütunların arkasında sıralanan dükkân kalıntıları ise caddenin yalnızca estetik ya da törensel bir işlevi olmadığını, aynı zamanda ticari hayatın da önemli bir parçası olduğunu gösteriyor. Antik çağlarda ticaretin, ibadetin ve kamusal yaşamın iç içe geçtiği bu alan, bugün bile o çok katmanlı geçmişin izlerini taşıyor.

HER TAŞ, HER SÜTUN GEÇMİŞİ FISILDIYOR

Gediz’deki bu keşfim, Aizanoi gezimin hemen ardından bana bir kez daha gösterdi ki; Anadolu’nun toprağı yalnızca tarih değil, hikâyelerle de dolu. Her taş, her sütun, her yazıt bize geçmişin insanlarına, tanrılarına ve yaşamlarına dair fısıltılar taşıyor. Bu fısıltılara kulak verdikçe, geziler birer keşiften çok bir zaman yolculuğuna dönüşüyor.

Habere ait diğer görseller

Güncelleme: 09 Eylül 2025 22:08
X